Erganili Köşe Yazarlarımız
Naci GÜMÜŞ
Naci GÜMÜŞ
Müslüm ÜZÜLMEZ
Müslüm ÜZÜLMEZ
Eyyüp ARAS
Eyyüp ARAS
Osman Aközel
Osman Aközel
İlkay Yılmaz
İlkay Yılmaz
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün349
mod_vvisit_counterDün637
mod_vvisit_counterToplam705768
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 53 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Hava Durumu

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon Kemal VAROL

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Kemal Varol: 1977 yılında Ergani’de doğdu. Yas Yüzükleri, Kin Divanı ve Temmuzun  On Sekizi adlı şiir kitapları Bakiye adıyla toplu şiirler olarak kitaplaştı. Jar (2011), Haw (2014), Ucunda Ölüm Var (2016) adlı üç romanı, Sahiden Hikâye adlı bir hikâye kitabı ve Demiryolu Öyküleri ile Memleket Garları adında iki derlemesi yayımlandı. Haw romanıyla 2014 Cevdet Kudret Roman Ödülü ile Pen America 2017 Çeviri destek ödüllerini aldı. Ayrıca aynı roman Sabit Fikir 2014’ün en iyi romanı ve Milliyet Sanat Dergisi Son On beş Yılın En İyi On Beş Romanı’ndan biri seçildi.

Şiirlerinden Örnekler:

 

Diyarbakır’da Bir Adam

diyarbakır’da olmalı ya da malatya’da

alnını rüzgâra tutup yürüyor akşamları

bir anızdan kalan simsiyah bir çöp gibi

ellerini ovuşturarak oturuyor masalarda

terli, kederli, sımsıkı, biraz suskun

biraz kalkıp gidecekmiş gibi hemen

bekleyeni varmış gibi biraz

mercan bir dilsizlikle dere boylarında

birine seslenmeyi unutmuş gibi

belki otuz sonlarında, belki kırkında

temmuz’dan bir akşamı olmalı diyarbakır’da

ya da kim bilir, belki kütahya’da

hiç geçmeyecek bir kıştan çıkmış gibi

içinden bir türkü söyler gibi

uykudan korkuyla uyanıp

bir bardağa uzanır

ya da ellerini kaçırır gibi ellerinden

her gece gidip geldiği bir rüya var kırkında

şimdi diyarbakır’da ya da bir gün erzincan’da

çok uzakta kalmış bir kadın var belki aklında

kara saplanmış bir tren

anlatılmamış bir rüya

açılmamış bir zarf gibi bekliyor orada

zamanın bir yeli var oysa

gelir efil efil eser kırkımızda

kar görüyor dağlar, daha da görecek

o görmüyor:

insan daha geç iyileşiyor kırkında

 

Temmuzun On Sekizi

XVIII.

yedi kat göğün yetimiydin göğsümde,

yol kokusu başın

şimdi kimin sesinde uyuyor?

kimin ırmağındasın şimdi

o dağdan bu ovaya sürdüğün at

şimdi kimin ağacına bağlı?

yeşerdi mi tarlan

acı kök tadın aldın mı dünyadan?

bir avlunun karanlığından bakıp

her aşk kusur soyundandır

dedin mi her kapıda?

yarık içinde tırmandığın dut dalı

sana da verdi mi yemişin?

herkesten bir taş eksiltirken

ördün mü duvarın?

onca aşk geçtin,

hani ne var heybende?

her seferinde başka bir kapıdan

topuklarken ayrılığın atını

dinmek bildi mi içindeki sahra sesi?

onca yıl

veda ovasını gezip durdun da

gördün mü merhamet tepesini?

XXXVIII.

bir buz parçası gecem gündüzüm

dolanı dolanı bir noktayım artık

taş bile taşa tozunu verirken

senden bir haber gelmiyor.

ellerim,

o eski bozkır söylencesi:

bir sırdı; çaldı kapıyı gitti diyor.

ayağ göçürdün

toprak kattın

taş bağladın

kanatlarım o yüzden uçamıyor.

bin rüyayı bir tek rüyada gördüm

yedi sabah içre dönsem de

acı geçiyor

acı geçiyor

acı elbette geçiyor

acı çekmiş olmak geçmiyor.

 

Son Güncelleme (Çarşamba, 30 Ağustos 2017 22:10)

 

Our valuable member Administrator has been with us since Pazar, 20 Haziran 2010.

Show Other Articles Of This Author

PostHeaderIcon Erganiden Görüntüler