Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
HAFTANIN VİDEOSU


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün369
mod_vvisit_counterDün292
mod_vvisit_counterToplam679553
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 99 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Hava Durumu

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon Derinden Gelen Bir Ses: ya Su ya Meyra

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

babamın feodal bıyıklarına tutunarak öğrendim yürümeyi” –Mehmet Oğuz

 

Diyarbakır; surları, bazalt taşları, dinlerin ve kavimlerin ortak mekânı oluşu, muhalif duruşuyla olduğu kadar bağrından çıkardığı yazarların, şairlerin ve düşünürlerin çokluğuyla da anılan ve bilinen bir kadim kenttir.

Bu kentin yetiştirdiği şairlerin en önemlilerinden biri de Cahit Sıtkı Tarancı’dır. Yani “Memleket İsterim” şiiriyle insanlığın ortak arzusunu, “Otuz Beş Yaş” şiiriyle de zaman karşısında insanın elinin kolunun bağlı kalışını ve çaresizliğini dizeleştiren şairimiz. İşte bu usta şairimizin anısına 2010’de düzenlenen “Doğumunun 100. Yılında Cahit Sıtkı Tarancı Şiir Ödülü” yarışmasında, Mehmet Oğuz’un “ya Su ya Meyra” adlı şiir dosyası en yüksek puanla birinciliği kazandı ve Aralık 2010’da Hayal Yayınları Şiir Dizisi serisinde kitap olarak yayınlandı.

Kitap elime geçer geçmez hemen okudum. Doğrusu uzun süredir güzel bir şiir kitabı okumamıştım. Mehmet Oğuz, ya Su ya Meyra kitabıyla bana bu zevki tattırdı. Anlatımı, sözcüklerin dizimi, dizelerin yapısı, şiirlerin sıralanışı ve estetik çok hoş. Şiirlerin bütünsellik taşıması, yazım hatalarının olmayışı ve noktalama işaretlerinin neredeyse yok denecek kadar az olması şiirlere ayrı bir güzellik kazandırmış. Şiirlerinde felsefi, zaman zaman da mistik bir derinlik var. Ayrıca dinsel, kutsal metinlerde/kitaplarda yer alan kavramların kullanımında isabet ve ustalık söz konusu. “[G]ökten vahyedilmiş bir sözdün ağzıma/kalbime inen kâbe/ tavaf ettiğim kitapların dışındaydı yüzün/ellerin rahmetti/gözlerin/bismillahsız başlayan sure” (s.11) gibi dizeleri yazan birinin felsefi ve dini konularda iyi bir bilgi birikimine sahip olması gerekir diye düşünüyorum.

Herkesin şiir tanımı farklıdır. Şiir, bana göre, dilin anlam, ses ve ritim öğelerini belli bir düzen içinde kullanarak, bir olayı, bir olguyu ya da duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış bir biçimde ifade etme sanatıdır. Sözcüklerin ak kâğıt üstüne dizeler halinde oya gibi işlenişidir. Şiirde, ses düzeni, söyleniş biçimi, söz dizimi ve anlam önemlidir: Sözcükler ne bir eksik, ne bir fazla olmalıdır. Dizeler bir ahenk içinde, bazen Dicle gibi sessiz ve bazen de Fırat gibi coşkulu delicesine çağlamalıdır. Bazen de bozkırda kış ortasında bir dere kenarındaki kavak ağacı gibi inlemelidir. Ama bu çağlama ve inlemeler insan yüreğine işlemelidir. Mehmet Oğuz'un ya Su ya Meyra kitabında yer alan şiirleri işte bu tarzda şiirler. Şiirlerinde abartılı, süslü yan yana dizilmiş sözcükleri bulamasınız. Sözcükler şiir terazisinde hassas tartımdan geçirilerek; ölçülü bir şekilde sayısı, yeri ve anlamı belirlenmiştir. İmgeler ustaca ve yerli yerinde kullanılmıştır. “Anneme” başlıklı şiiri buna güzel bir örnektir.

“…

türkçe konuşup kürtçe ağlardı annem

ne ki adı başka olsa da

bütün dillerde aynıydı

ve bütün yüreklerde aynı

ölümün ve annemin boşluk acısı

….

hayatın sonunda duran üç noktaydı annem…

doğuya dikilmiş ünlem!

sırtı dönük parantezdi batıya(

ölüme aldanmış her kadın gibi

ters dönmüş bir soru işaretiydi erkeğinin alnında¿

boynundaki ipe hazır tuttuğu” (s.22-23)

 

Şiirde, ayrıca duygusal ve düşünsel yoğunluk da olmalıdır. “[N]icedir/bir kuyunun dibinde sustum/bir ses düşsün diye bekledim içime/belki/kuyuya atılmış yusuf’tum/tutundum sessizliğin ince ipine” (s.20) dizelerinde ya da “bir yarayı başka bir yarayla sağaltıyorum/bir zehri başka bir zehirle boğar gibi/çoğaltarak yalnızlığı” (s.48) dizelerinde olduğu gibi Mehmet Oğuz’un şiirlerinde anlatım ve anlamdaki derin düşünsel zenginlikler ile sessizliğin sesinden duyulan derin acılar bir ustura keskinliğinde dizeleşmiştir. Okurken bir yandan insanı derin düşüncelere daldırıyor, diğer yandan da “kendi tütününde zehirlenen/kaçaklar gibi” bizleri sevdaların hüzünlü iniltilerine daldırıyor. Şiirleri sözün, sözleri şiirin içinde eritiyor. O, “çürümüş bir aşkın dalından düş”sede (s.13), “duruşu dağ, akışı ırmak ve çiçek kokan/herkesin kendi dilinde sustuğu çağlardan” (s.53) inanılmasa da yeni masallar anlatmak istiyor. Ve yeri geldiğinde de “her çağda payına sus düşen” kavmine sesleniyor:

kavmim

ellerini kaldır ve soyun silahlarını

çarmıha gerilecek bir babamız yok

oğulları kanatan bir duaya esiriz

nasılsa herkes kendi vebaline susacak bu kez

ve herkes kendi günahınca konuşacak

 

teslim ol ey kavmim

yok sayıldığın bir tarih gözlerinin önünden geçecek

dik dur ve kaldır başını

kardeşlerin seni kurşuna dizecek” (s.63)

 

Bir dostumun böylesine güzel bir şiir kitabı yazması ve de bu şiirlerin ödül alması beni fazlasıyla mutlu etmiştir.

Eline, yüreğine sağlık arkadaşım.

Kalemin her daim tükenmez, ferasetin ve bahtın açık olsun.

 

NOT: Kitabına; "Değerli Hocam Müslüm Üzülmez’e, doğup büyüdüğümüz bu yangın coğrafyasına gagasında bir damla su taşıyan serçe kuşun telaşıyla… ‘ya Su ya Meyra’”, diye yazıp şahsıma gönderme inceliğini gösterdiği için de ayrıca kendisine teşekkür ediyorum.

 

***

Mehmet Oğuz kimdir?

Mehmet Oğuz, 1974 yılında Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğdu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdikten sonra Van ve Diyarbakır’da iki yıl öğretmenlik yaptı. Sonra öğretmenlikten ayrılarak Ergani’de yerel bir gazetede haber editörü olarak çalışmaya başladı. “Yüreğim Öldü Çocuklar” adını taşıyan ilk şiiri Irgat Şuî mahlasıyla 1998 yılında GÜNEY dergisinde; bu tarihten sonra yazdığı şiirler ise E, Berfin Bahar, Yasakmeyve, Milliyet Sanat, Yaratım, Hayal, Pitoresk gibi dergilerde yayımlandı. Sus/Kuyu/Su adındaki tek şiirden oluşan ilk kitabı 2008 yılında Hayal Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Şiirlerinden birkaçı edebiyat ve şiir çevrelerince düzenlenen etkinliklerde ödüle layık görüldü. Aldığı ödüller:

+Batman Valiliği ve Eczacılar Odası Türk Dil Şenliği Şiir Yarışması- Birincilik,

+Almanya’da düzenlenen Hüseyin Çelebi Şiir Yarışması -Jüri Özel Ödülü,

+Marmaris Şiir Akşamları -İkincilik,

+Sivas Postası Şiir Yarışması –Mansiyon,

+GAP Kültür Birliği Cahit Sıtkı Tarancı Şiir Ödülü-İkincilik,

+Diyarbakır Valiliği Doğumunun 100. Yılında Cahit Sıtkı Tarancı Şiir Ödülü –Birincilik,

+İzmir Karşıyaka Belediyesi Homeros Şiir Yarışması –Jüri Özel Ödülü (Yarışmanın Yapıldığı dönemde Karşıyaka Belediyesi’nin 291 işçiyi işten çıkarması üzerine ödülü almayı reddetmiş ve ödül törenine katılmamıştır.)

 

 

Web: http://www.uzulmez.info/müslüm

e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Mart 2011 00:12)

 

PostHeaderIcon Erganiden Görüntüler