Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün324
mod_vvisit_counterDün467
mod_vvisit_counterToplam734052
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 56 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Hava Durumu

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon ENVER ATILGAN

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 

ENVER ATILGAN

1931 yılında Ergani’nin Aziziye mahallesinde doğdu. 1948-1949 öğrenim yılında Dicle Köy Enstitüsünden mezun olarak öğretmenliğe başladı.Öğrencilik yıllarında okulda düzenlenen şiir yarışmalarında iyi dereceler aldı. Ülke genelinde açılan şiir yarışmalarında dereceler aldı. !957 yılında Cumhuriyet Gazetesinin açmış olduğu “Yunus Nadi Şiir Armağanı” yarışmasında “Kampana” adlı şiiri mansiyon kazandı. !966 yılında Tercüman gazetesinin açmış olduğu büyük şiir yarışmasın da da “Nuhun Adamı” adlı şiiriyle üçüncülükle mansiyon kazandı. Gazete ve radyolarda muhabirlik de yapan  merhum öğretmen, şair Enver Atılgan’ın yayınlamış  EKO-CAN ve ATATÜRK adlı  iki şiir kitabı vardır.

Aşağıda ödül kazanan iki şiirini okumalarınıza sunuyoruz:

        

NUHUN ADAMI

Ben karanlıklar içinde

Bahtsız bir ülkenin

Talihsiz çocuğu...

Ben yıllarca çam ağacına hasret

Böğürtlen gölgesinde,

Cılız ve sıska.

Benim ülkemde fabrika bacaları yükselmez

Damlarında taşlar yürür.

Ben kitaplarda okurum muhteşem yaıpaları

Gözlerimi kan bürür.

 

Ben tekniğin arşa çıkmış çağında

Hâlâ gütmekteyim karasabanı

Ben yirminci asrın içinde,

Medeniyetin dışında

Toprak bir evde yaşayan,

Nuh’un adamı.

 

Benim ülkemin kuşları da başkadır.

Kanarya, bülbül, saka bulunmaz,

Atmacalar gezer göklerinde,

Bir dalışta yok eder serçeleri,

Niçin, neden sorulmaz?

 

Gel kardeşim gel, bu secdayı bırak.

Güneşin battığı yere değil, doğduğu yere bak

Bağın çorak, bahçen çorak, tarlan çorak

Bir değişmez iklim ki

Yazın kurak, kışın kurak, baharın kurak.

Söyle daha ne kadar sürecek bu yol?

Hiç gözükmeyecek mi son durak?

İşte kardeşim

Ben çok zamandır bu yarayla inledim

Dedemden aynı türküyü,

Ninemden aynı öyküyü

Yıllar yılı dinledim.

 

Hep aynı teraneyle geçti mevsimler

Ne kışın sefasını gördüm

Ne baharın vefasını,

Hep aynı dileklerle Tanrı’ya açıldı eller.

Ne yağmurun bereketini gördüm,

Ne karın faydasını.

 

Ben tekniğin arşa çıkmış çağında

Hâlâ gütmekteyim karasabanı

Ben yirminci asrın içinde,

Medeniyetin dışında

Toprak bir evde yaşayan

                                        Nuhun adamı.

 

ANİTA

 

Gözlerime bak Anita

Çilekeş bir insanın gözlerine

Bu gözlerde ne kin ne husumet, ne garaz

Yaklaş anita yaklaş biraz

Bak neler göreceksin

Yüzüme iyi bak.

Bu dudaklarda ne şarap, ne şampanya izi var

Öptükçe dirileceksin

Ah... Anita... ah...

Çıplak bir evde yaşayacaksın

Süslü aynalardan yıldızlı koltuklardan eser yok.

 

İki çıplak sandalye, bir masa

Fakat inan Anita

Sen olursan

Ne gam kalır, ne tasa.

Bu sazdan kulübe  de

Hollywood’un ça-çasını bulamayacaksın

Ama her şeyin üstünde

Aşka inanacaksın.

 

 

Our valuable member Administrator has been with us since Pazar, 20 Haziran 2010.

Show Other Articles Of This Author

PostHeaderIcon Erganiden Görüntüler