Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
HAFTANIN VİDEOSU


Get the Flash Player to see this player.

Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün75
mod_vvisit_counterDün989
mod_vvisit_counterToplam661112
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 47 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Hava Durumu

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon DÜŞÜNCE VE HAKİKAT

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Herkes her şeyi konuşuyor. Eleştiriyor, sorguluyor, ırgalıyor, yargılıyor. Ya övüyor, ya sövüyor. Bazen gökyüzüne çıkarıyor, bazen yerin dibine batırıyor. İnsan diyor, insanlık diyor kendisini üstün insan gibi görüyor ki kendinden emin, aklından memnun, fikrinden mesrur. Müslüman’ım diyor, sosyal demokratım diyor veya hümanistim diyor. Kendi içine bakmıyor. Aynaya bakıyor, tipine hayran, zekâsına kurban, benim ben diyor gizlice, sessizce. Toplulukta benlik yok, ayrımcılık yok, tarafgirlik yok satıyor. Fakat akl-ı selimle, sükûnetle, suhuletle dinliyorsun, izliyorsun ki; gizli milliyetçilik içini sıvamış, benlik bedeninin tamamını sarmış. Laf û güzaf, kıyl û kal, yok keramet sayılacak bir hal. Niyazi Mısri “Savm ve salât ve hac ile sanma biter zahid işin, İnsanı kâmil olmağa lazım olan irfan imiş” demiş. Demiş demesine ama orda kalmış. Bizim bol sözlülerimiz duymamış, okumamış ya da okumuş anlamamış. Suç kimin, günah kimin?

Tasadduk, feragat, fedakârlık terazisinin önünde durdu mu bunlar? Kendilerini sorguladılar mı? Empati kurmayı, sempatik davranmayı, su-i zanla değil de hüsn-ü zanla davranmayı, iyilik yapmayı kaç kez denediler de netice almadılar. En büyük bilginin hiçbir şey bilmediğimiz gerçeğini görebildiler mi? Yaratılmış olmanın, var olmanın, yaradanı sevmenin sırrını kurcaladılar mı ki böyle yüksek bir perdeden konuşuyorlar, bilgiç postuna oturuyorlar. Bilgi ile bilge’nin ayrımını yapamayan cahil bile olamaz dersem itham etmiş olur muyum diye bir endişe taşıyorum. İlim ile irfanın, vefa ile cefanın, erdem ve keremin ne büyük zenginlik olduğunu anlayanların niye bu kadar sabırlı, neden bu kadar suskun olduklarını anlamaktan aciz bendeleredir bu sözler. Ama kınamıyorum, basiret diliyorum. Lakin Ziya Paşa’nın da şu beytini de bazılarına hediye ediyorum: “Âyînesi iştir kişinin lafa bakılmaz/Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Dua hükmünde olsun. Duamız cümlesinedir. Düşünüyorum. Düşünelim; pisliğin çıktığı yerden girdik, pisliğin çıktığı yerden çıktık. Sümüklü, yellenen, aksıran tüküren, kusan, hastalanan gözle bile görülemeyecek kadar küçücük bir hayvancığa yenilen aciz; tehlikelerle kuşatılmış, eşyaya, paraya köle, şehvete esir olmuş çaresiz bir canlı varlık. Bir bunu görelim. Bir de yaratılmış, donatılmış, bir vazife ile dünyaya salınmış, emrine sayılmayacak kadar varlıklar, önüne nimetler serilmiş olarak kendimize bakalım. Ben kimim, sen kimsin, o kimdir? Bu sorular yerine en güzel sual: Hakikat nedir?

 

Düşünüyorum. Bu satırlarla ben de mi birilerini ırgaladım diye rahatsızlık duysam da kendimle periyodik buluşmalarım olduğu için rahatlıyorum. Çünkü kastettiklerim gibi olamam. Çünkü kendimle samimi olarak buluşup, kendimi sorguluyorum. Zaaflarımı, kusurlarımı; hatalarımı, günahlarımı görebilmekten yüzümü çevirmiyorum. Evet, kul, yani yaratılmış olan hatasız, günahsız olamaz. Lakin riyakârlık, sahtekârlık, Müslüman’ca söylersek münafıklık çok kötü bir şeydir. Ayrımcılık, insanı/insanları hor, hakir görme, ırkçılık tehlikeli bir hastalıktır. Biz hastalıklı bireyler değil, sağlıklı bir toplum istiyoruz. Her kesin düşüncesi yine kendisinindir. Fikirleri makbuldür. Yeter ki yapay, sentetik söylemler, yalancı davranışlar olmasın. Yalancı bahar değil, sanal bir mevsim değil, sahici bir iklim istiyoruz. Biz yaratılmışız, Yaradanımız var. O Allah’tır, biz kuluz. Biz kimiz: Bütün dünya insanları. Üstün ırk yoktur. En yüksek mevki Rabbini tanımak, kendini bilmektir.

 

Our valuable member Naci GÜMÜŞ has been with us since Pazar, 27 Haziran 2010.

Show Other Articles Of This Author

PostHeaderIcon Erganiden Görüntüler