Erganili Köşe Yazarlarımız
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün244
mod_vvisit_counterDün199
mod_vvisit_counterToplam834275
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 46 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Hava Durumu

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon HATIRALARIN ÖTESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfEn iyi 

Hatıraların ötesinde

Bir dağ biliyorum sırtında efsanevi sarnıçlar

Tepesinde bir türbe

Günün ilk ışıkları buseler kubbesini

Dağa bir hilal çizer

Kasabaya selam eder


Kaybolmuş hatıraların eskimiş albümünde

Toprak damlı kerpiç evler ve dut ağaçları

Zerdali sarısına nar rengi karışmış

Dere dere parsellenmiş bir tablo darmadağın

Acının kederin fukara elbisesiyle gezindiği

Biçilmiş ekin tarlaları seriliyor önüme

Tırmıklardan kaçmış başak taneleri

Harman diplerinde buğday habbeleri

Nafaka kokusuyla manzara manzara

Çerçeveleniyor anılarımda...


Dağ mağara tepe ve türbe

Gül bahçe, mevlid ve kandil

Ocak ve ateş, masal ve efsane

Hâf’ızın kavalı

İsmail Hakkı Ozan’ın sesi

Bursalı askerin her gün okuduğu hep aynı şarkı

Köklenen gül tarlalarının inşirahı

Bir hüzün bir buruk gibi

Geçmişle gelecek arasında düşüyor bir zaman boşluğuna

Beynim bozbulanık bir nehir sanki.


Türküler maniler

Akostik armonisiyle arkaik bir tını

Gül kalıntıları betonarme binalar altında

Pekmezli tahin, karlı pekmez

Gül şurubu yayık ayranı biyan şerbeti

Şimdi sadece buruk bir hayal, tatlı bir anı...

Naci GÜMÜŞ

Son Güncelleme (Pazar, 04 Ekim 2015 02:11)

 

PostHeaderIcon Ergani Hakkında İki Yeni Bilgi

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Ergani hakkında birçok kitap ve yazı yazdım ve zaman buldukça da edindiğim bilgileri hep paylaştım. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim: Ergani hakkında yazılı en geniş bilgi benim kitaplarım ve yazılarımda yer almaktadır. Ama yine de benim ve başkalarının yazdıklarının yeterli olmadığına inanıyorum. Ergani tarihinin bütün yönleriyle bilinmesini istiyorsak edindiğimiz tüm bilgi kırıntılarını bir araya getirip paylaşmalıyız.

Bu düşünceden hareketleedindiğim iki yeni bilgiyi paylaşmak istiyorum. Bilgiler aslında eski, ama ben yeni fark ettim. Biri Meryem Ana Kilisesiile ilgili, diğeri de Ergani Halkevleri hakkında.

1. Meryem Ana Kilisesi İle ilgili Edindiğim Bilgi

Ergani ve Meryem Ana Kilisesi/SurpAstvadzadzin/DêraMeryemayêhakkında benim yazdıklarımda dâhil yazılmış tüm kitap ve yazılarda Meryem Ana Kilisesi’nin yapım tarihinin bilinmediğibelirtilmektedir.Eskiden Kiliseyle ilgili elimizdeki bilgiler çok sınırlıydı. Her geçen gün yeni bilgiler edinmekteyiz. Yeri geldiğinde kendim zaman zaman edindiğim bilgileri sizlerle paylaştım. Belki hatırlarsınız.Önce Rahip Ğugasİnciciyan’nın Ermenice yazığı ve benim Türkçeye çevirttiğim Dünya Hakkında Yazılar (Aşkharakrutyun, ÇoritsMasantsAşkharhi) adlı eserinde yer alan Kilise ile ilgili bilgileri Çayönü’nden Ergani’ye: Uzun Bir Yürüyüş kitabımda (Sayfa: 249-251); sonrasında ise İngiliz gizli servis ajanı Gertrude Bell’in arşivinde yer alan Ocak 1909 tarihinde çekilmiş (Albüm No: N 112) Kilisenin yıkılmamış halindeki fotoğrafı “Bir Fotoğrafın Düşündürdükleri” başlıklı yazımla birlikte 23 Şubat 2007 tarihinde Ergani Haber gazetesinde sizlerle paylaşmıştım. Ardındanda 2010 yılında Derlem Yayınları tarafından yayınlanan Arsen Yarman’ın yayıma hazırladığı V. Bardizaktsi-B. Natanyan-K.Sirvansdyants, PALU-HARPUT 1878, II. Cilt Raporlar (Sayfa: 511-514) kitabında yer alan Kilise ile ilgili bilgileri “Meryem Ana Kilisesi [SurpAsdvadzadzin] İle İlgili Edindiğim Yeni Bilgiler” başlığıyla 10 Eylül 2010 tarihindeErgani Haber gazetesinde bilgilerinize sunmuştum.

Şimdi kiliseyle ilgili önemli bir bilgi daha edinmiş bulunuyorum. Ergani ve Meryem Ana Kilisesi ile ilgili araştırma yapanlar veya yapacak olanlar bu bilgiyi büyük harflerle bir tarafa not etsin. Kilise ne zaman ve kimin tarafından yapılmıştır biliniyor artık:

MERYEM ANA KİLİSESİ BİTLİSLİ MIGIRDİÇ NAKKAŞ TARAFINDAN TASARLANARAK 1434 YILINDA İNŞA EDİLMİŞTİR.(Kaynak: AGOS Gazetesi/12.09.2014, “Aziz Teodoros Kilisesi nasıl Kurşunlu Camii oldu?”)

2. Ergani Halkevleriİle ilgili Edindiğim Bilgi

Ergani Halkevleri’nin geçmişi ve faaliyetleri hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmiyoruz. Bir araştırma için internette gezinirken Türkçesi Jöntürk Sosyal Mühendisliği diyebileceğim YOUNG TURK SOCIAL ENGINEERING adlı İngilizce bir tez çalışmasına rastladım. Tez’de az da olsa Ergani Halkevleri ile ilgili bilgiler bulunmasından dolayı hemen pdf sini indirdim.Kıt ve yetersiz İngilizcemleTez’i incelemeye başladım.

Çalışmayı Uğur Ümit Üngör2000 yılında yapmış. Üngör, İngilizce yaptığı budoktora tez çalışmasında anladığım kadarıyla 1913-1950 yılları arası Türklerin ulus inşa sürecini araştırıyor. Tek ulus yaratma amacıyla Ermeni, Rum, Süryani, Kürt etnik unsurları ve Alevi, Ezidi inanç grupları gibi “ayrık otları”nın ayıklanması anlatılıyor. Tez’de Diyarbakır ve Ergani ile ilgili kayda değer önemli bilgi ve fotoğraflar bulunmaktadır.

Sevgili Uğur Ümit Üngör’ün hoş görüsüne sığınarak Diyarbakır ve çevresinde faaliyet gösteren Halkevleri ile ilgili kısımların (sayfa: 313-353) özet Türkçe çevirisini ve bazı fotoğrafları paylaşmak istiyorum. Ve buradan hem Uğur Ümit Üngör’e ve hemde ilgili yerlerin özetlenmiş Türkçe çevrisini yapan Nurettin Değirmenci’ye teşekkürlerimi

YOUNG TURK SOCIAL ENGINEERING/Jöntürk Sosyal Mühendisliği adlı çalışmada Diyarbakır ve çevresinde kurulu bulunan Halkevleri ile ilgili yazılanlar:

«…Kültürel asimilasyonu incelemek üzere hükümet özel bir müfettişi bölgeye gönderdi. 1940 sonbaharında Halkevleri Müfettişi Kemal Güngör bölgeyi ziyaret etti ve bölgedeki kültürel durum için bir rapor hazırladı.

Müfettiş, “Diyarbakır’ın çevre kasabalarında Türkçe ikinci ya da üçüncü dildir,” diye yazdı ve halkın Kürtçe, Arapça konuşmalarını kabul edilemez olduğunu belirtti.

Değişik değerlendirmelerden sonra; Güngör, “Ulusal kültürümüzü yaymak zorundayız!” diye belirtti.

Hükümet, “Halkodaları” kavramını geliştirdi ve uygulamaya koydu. 1940’lardan başlayarak Diyarbakır çevresinde hızla Halkodaları (thePeople’sRooms), (Halkevlerinin küçük yerlerdeki eşdeğeri) oluşturuldu.

Kemal Güngör, Halkevleri ve Halkodaları için radyo temin edilmesini tavsiye etti.

Hükümet onayladıktan sonra Halkevleri ve Halkodaları için radyolar gönderildi.

Halkevleri ve Halkodalarındaki radyolar yüksek sesle çevreye yayın yapmaya başladı.

Diyarbakır çevresinde ilk Halkodası Bismil’de

---

Çocuklarının %50’si okula gidebilen, erkeklerin %25’i, kadınların %10’u Türkçe bilen Ergani’de, resmi rakamlara göre, 3253 kasaba yerlisi, 18015 köylü çoğunlukla Zaza ve Kürtçe konuşmaktadır.

Halkodası derme-çatma bir binada hizmete sokulur. (Foto 39, Sayfa 316)

Halkodasında bir kütüphane vardır ve yönetici, kütüphanede, yasak kitap olmaması ile övünür.

Halkodası öğretmen Şükrü Tanilli tarafından yönetilir; kendisi, Diyarbakır Halkevi dergisine Türk devrimi hakkında yazılar göndermektedir. Kasaba Doktoru Şevki Kılıççı zührevi hastalıklar hakkında bilgiler yazar.


Yapımına başlanılan Ergani Halkevi’nin görünümü. Tarih 1937 (Foto 38, Sayfa

---

1941’de Çermik’te Halkodası faaliyete geçer. Kasaba nüfusu 3360, 26627 kişi köylerde yaşamaktadır. Resmi rakamlara göre kızların beşte biri, erkek çocukların yarısı okula gitmektedir. 14 köyde 279 erkek çocuktan 237’si ve sadece 73 kız çocuğu okulludur.

Resmi rapora göre, kasaba halkı çoğunluğu Türkçe anlamakta ve sadece on köyde Türkçe konuşulmaktadır. Diğer halk Zaza ve Kürtçe konuşur.

Ergani Halkevi İdare Heyeti Halkevi Önünde. Tarih 1937 (Foto 39, Sayfa 316)

---

Rejim, öldürülen kişilerin hatırlanmaması için gerekli önlemleri alır.

Ergani’de, Adalet Bakanlığı memuru Kürt Fevzi Artıkoğlu, 1925’de öldürülen yerel lider Şevki’nin mezarının kaybolmamasına çalışır. “Mezarı bilmiyoruz” diyenlere, “Kim Şevki’nin mezarının yerini bilmez! Aptallar!” diye çıkışır. Cuma namazından çıkan halk topluca mezarı ziyaret eder, taşlar bırakılır. Artıkoğlu’nun durumu Adalet Bakanlığına rapor edilir, derhal tutuklanır, sürgün edilir. (Sayfa 351

e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

web: http://www.uzulmez.info/muslum

Son Güncelleme (Pazartesi, 28 Ağustos 2017 10:24)

 

PostHeaderIcon KALEMİN UCU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

"Gerçeği söylemek değil, anlatmak güçtür." (Cenap Şahabettin)

Ruhumda bir devinim var, duyguların her rengi, düşüncelerin her tonu içimde dans ediyor. Açığa çıkarmak istiyorum, yansıtamıyorum. Cümlelerim sanki tutsak. Buruk bir tat, hüzün dolu bir dalga çarpıyor bazen. Belki de aradığım kelimeleri bulamamanın sancısıdır. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış. Doğru söz sahibini dokuz köyden kovarmış. Söz ola kese savaşı, Söz ola bitire başı/Söz ola ağulu aşı/Bal ile yağ ede bir söz… Demiş ya koca Yunus. Onun için içimde barınan, iç dünyamda korunan duygu ve düşünceleri lâtif cümlelerle söylemek istiyorum ki ekmek kadar leziz, su kadar aziz, gün kadar aydınlık olsun. Ziya olsun, ziyan olmasın.

Öyle cümleler kurmaylım ki çileye, azaba, hüzne özleme bir çare olsun. Son söz kadar riyasız olsun, muhatabıyla rezonansa geçsin. Benim ve okuyucunun gönlüne ferahlık, düşüncelerine berraklık getirsin. Her yazarın bu hassasiyeti göstermesi gerekmez mi? Toplumun huzur ve mutluluğunu bozan bazı hadislerde bu ince noktaları bilmeyen yazarların, yayıncıların payı yok mu? Her yazdıklarını vicdan, izan terazisiyle mi ölçüyorlar. Yoksa yazarlığı bu kadar kolay, ucuz mu zannediyorlar? Tahrik, abartı, kin, garez, tarafgirlik, yalan v.b. unsurları taşıyan ifadeleri kullanmak ciddi ahlâki bir sorun değil midir? Ya da ben aşırı duyarlık gösteriyorum.

Yazarı, yazmayı ve edebi metinleri çok mühimsiyorum. Hassasiyetim bundan da olabilir.   Goethe yazmayı sorunlarla, buhranlarla arasına bir mesafe koymak için yaptığını ifade eder. Acı çeken yazmakla acılarını dindirir derler. Fakat yazmak acı da çektirir, bu yönünü bilmek lazım. Şu satırlarla içimdeki hareketi bastırdım, duygu ve düşüncelerimi geçici olarak uyuttum gibi. Fikir yürütmeye devam ediyorum ama. Yazmalı mı, yazmamalı mı?  Yazacaklarım beni şaşırtacaksa, içimdeki cevelan pozitif bir dalga yayacaksa, hüzünler azalıp tebessümler çoğalacaksa, yeni yeni keşiflere sebep olacaksa niye yazmayayım. Pekiyi yazdıklarım okunmayacaksa, okunursa hiçbir tesiri olmayacaksa, kanaat ve gözlemin bu yönde ise yazmamalıyım mı? Sorular sizin, cevaplar benim olsun.  Neme lazım, temkinli olmalıyım. Kırk senenin hesabını da kalemim versin.

Ruhumda tepinen gerçekler, beynimde sabık düşünceler, gönlümde yeni, yepyeni, yesyeni duygular, anlatayım mı? Kendimden çıkabilsem,  o aklı bulabilsem,  hikmet’e vakıf olsam tamam ama anlatmak o kadar zor ki…  Altında kalmak ta o kadar kolay.

Kılca gam bend-i zebân erbâb-ı dile

Feholunmaz mı fem-i hâmedeki mûlardan.

Beytinde ne diyor Sâib; “kıl kadar küçük fakat ızdırap verici bir olay bile hassas olan gönül erbabını hemen ye’se düşürür. Bunu anlamak için yazdığın kalemin ucuna dikkat et, gözle görülmeyecek kadar küçük bir tüy kalemi yazmaz hale getirir.”

Kalem tecrübemle anladım ki bütün arzular, zamanı gelince gerçekleşir. Biz zamanın imkânlarını değerlendirsek bile dünya işleri kader programına gör cereyan eder. Dili dil yapan cümleler söz ustasından, kalem erbabından sudur ederse tüm zamanlara öncülük eder. Bu itibarla edebi metinler hayatın fihristesi gibidir. Yüzyıllardır okuna gelir, yüzyıllar okuna gider. Kalem kılıçtan keskindir demişler. Ben de diyorum ki kalem düşüncenin dili, gönüllerin sebilidir. İçimdekini kalemin ucuna akıtabilsem ne olabileceğini hissediyorum.

Bu metni kendime yazdım, kalem erbaplarına fısıldadım, umuma yaydım. Düşüncelerimi dinlenmede, duygularımı uykuda bıraktım. Vakti gelince kendiliğinden girdaptan çıkacak, varyantı aşacaklar. Renkler ve dilekler sanat galerisinde arz-ı endam edecekler.

Son Güncelleme (Salı, 30 Mayıs 2017 00:22)

 

PostHeaderIcon Erganiden Görüntüler