Erganili Köşe Yazarlarımız
Naci GÜMÜŞ
Naci GÜMÜŞ
Müslüm ÜZÜLMEZ
Müslüm ÜZÜLMEZ
Eyyüp ARAS
Eyyüp ARAS
Osman Aközel
Osman Aközel
İlkay Yılmaz
İlkay Yılmaz
ANKET
Web Sitemizi Nasıl Buluyorsunuz?
 
ÜYE GİRİŞİ
ANKET: Ergani İl Olabilir Mi?
ERGANİ İL OLSUN MU?
 
O Eski Günler / Anılar
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
  • Ergani- Güneydoğunun İncisi
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Sayısı
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün410
mod_vvisit_counterDün378
mod_vvisit_counterToplam720103
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 48 konuk çevrimiçi
Site İçi Arama

Hava Durumu

PostHeaderIcon Yeni Eklenenler

PostHeaderIcon En Çok Okunanlar

PostHeaderIcon BEKLEMEK ve SABRETMEK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

Hüzün ve burukluğu, bu sessiz fırtına sağanağında acının derinliğine itmeli. Bedeninin ve ruhunun gerilmelerine, gel–git salvolarına aldırmadan beklemek ve sabretmek. Şems-i Tebrizi lisanıyla: “Gençliğimde aradığımı yaşlılığımda buldum. Ya ben erken geldim, ya sen geç kaldın vuslata, neylersin kader.” Ama Şems yanılıyor olabilir. Zira gelecek çok hızlı geliyor. “İnsan beklemeyi genellikle, artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir” dese de Voltaire; beklemek sabır nöbetiyle son nefese kadar devam edecektir. Lakin bitmeyecektir. Son nefesten sonraki beklemeler; “kabirde beklemek, diriliş günü’nü beklemek, hesap günü’nü beklemek” beklemeleri sabırla nasıl sarmaş dolaş olacak sualine Yüce Yaradan Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!” (2/155 - Bakara) beyânıyla ışık tutuyor aslında.

Beklemek ve sabretmek. Sanki özdeş iki kelime. Hararetli bir sabır, beklemenin enerjisidir. Belki hoş bir mutluluğa, güzel bir sona götüren bir hal. Zihin karışırsa, kafa bulanırsa sabır lekelenebilir, hayal kırıklıkları yaşanabilir. Sebepsiz beklemeler, kararsız beklemelerse ziyandır. Geçen zamanı hiçbir maddi güç geri getiremez. Asil bir bekleyişte feryat yüreğe gömülmüştür. Acı gönülde gizlenmiştir. O süreçte dua kendine en iyi mecrayı bulmuş olmalı.

Beklemek ve Sabretmek acı gelse de, mükafatın sancısıdır. Meyvesi tatlı olacaktır. Başka zamanları, başka aktörleri beklersek,  buna tesadüfler ihtimalini eklersek beklediğimiz neyse gelmeyecektir. Çünkü beklediğimiz kendimiziz. Kendimizi beklemek doğru zamanda, doğru mekânda sabır örtüsü altında. Beklemenin mühleti anladığımız andır. Kendimize geldiğimiz demdir. Sabır gömleğini giymek umut yüklenmek, gelecekte güzel şeyler olacaktırı sezinlenmektir. Hayalleri süslemek, fenalıktan, tehlikeden uzak durmaktır biraz da. Kişinin amel ve niyeti ile orantılı bir süreçtir beklemek ve sabretmek.

Daha ötesini, ötesinin ötesini kurcalayan derinliğe düşmeden beklemek. Uçurumların kenarında,  fırtınalara açık alanda konumlanmak akıl emanetine ihanet olabilir. Sabır örtüsü altında beklerken düşünce yağmuruna tutulmak ihtimali de vardır. Fırtına eser, yağmur yağarsa direnme gücünü sabırla dost duadan almak çare olabilir. Ya çocuklar, geleceğin yükseliş unsurları, aile bahçesinin çiçekleri beklemeyi ve sabrı bilmiyorlarsa, öğretilmemişse; beklemek zor, sabır acı gelecektir. Huysuzluk, mutsuzluk o şirin varlıkları sarsacaktır. Yetişmeyi beklemek, olgunlaşmayı beklemek, kavuşmayı beklemek, sevgiliyi beklemek, sevdiklerini beklemek, emeğinin, alın terinin karşılığını beklemek sabrı öğretirse de; sabır öyle bir olgudur ki olgunluğun zirvesidir.

Son Güncelleme (Cumartesi, 25 Nisan 2015 23:04)

 

PostHeaderIcon DAĞLARI KEŞFETMEK YENİDEN

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Soluk alma başkadır dağda. Çirkefin bulanık suları akmaz dağda. Bir başkadır dağ çağrısı. Geniş kırlar bazen mağaralar, bazen buz gibi sular, kuyular; serin vadiler ya da hayat hazinesi gibi koruluklar. Bilinirse eğer dağ saadeti, tepenin günün ilk ışıklarıyla ışımasıyla başlar. Kekik kokusu, pelin, papatya yada çam kokusu nefeste bir hayat gibidir dağda.

Dağ ki en çetin kaya orda. Dağ ki, göğsünü açar melteme de, poyraza da, lodosa da. Ve günün ilk ışıkları dağa vurur. Denizle göğün arasındaki münasebet, ovayla kırın arasındaki şifre en güzel dağda çözülür. Çobanla koyun ne ise, bağ ile dağ odur. Büyük kentin odunu söndüren dağdır. Dağın eriyen karı, sızan suyu ve çağlayanıdır. Ormandan fırlayan ceylan misali, avcının tüfeğinden kaçan tavşan yüreği, dolunayın ışıdığı gecelerde Jüpiter’e göz kırpan ateş böceği gibidir dağ insanı. Baharda badem çiçeği, güzde çilek çiçeği, kışın safvete yakındır dağ insanı. Kolaya kaçmayan, iğne ile kuyu kazan, cefakar dağ insanı...

Dağın soluğu başka, yolu başka, havası başkadır. İnişi var çıkışı var, yokuşu var, kayası var, dikeni var. Yaylalara giden yollar kıvrım kıvrımsa da orda gönüller başkadır. Dağda yüreğe bakış başkadır. Çoban değneğinin sihirli dokunuşunda, kuzuların meleyişinde dağ sevdası gizlidir. İlk tepe bir kapı, vadiler yatak, yaylalar uğrak; palamut, meşe, çam, ya da kaya gölgesi kucaktır dağda. Kendini arayan insanın, gönül erine kucak açışı bir başkadır dağın. Tefekkür en güzel dağda teeyyüt eder. Seyr-i şuunat dağa has bir keyfiyettir.

Güneş’in doğuşu, güneşin batışı, hatta kuşların uçuşu bile bir başka imajın tablolarıdır dağda. Kayalar kale gibi, burç gibi, çoban türküleri zafer şarkıları gibi, mağaralar çökmüş bir medeniyetin izleri gibi... Her kayanın ardı, her tepenin ardı yeni bir ülkeye açılan kapılar gibidir. Yeri göğü kucaklayan açılmış sayfalar, okunan kitaplar gibidir dağlar.

Hira özlemi, Tür-i Sina’daki sıcaklık, Ağrıdaki sır, Erciyes’teki duman, Makam Dağı’nda Zülküfül Nebii Zişan; dağ çağrısının bitip tükenmeyen mesajlarıdır. Dağ masalları, dağ şarkıları, dağ türküleri hep aynı mesajın izleridir.

Son Güncelleme (Pazar, 20 Nisan 2014 11:19)

 

PostHeaderIcon Erganiden Görüntüler